+90 505 525 05 32

Femur başını besleyen damarların tıkanması veya farklı nedenlerle femur başına yeterli kan ulaşamaması sonucunda femur başında gelişen osteonekroza verilen isimdir. Etyolojik faktörler, travmatik olan ve olmayan iki temel gruba ayrılır. Femur baş ve boyun kırığı veya travmatik kalça çıkığı sonrasında, bazı  kalça damarlarında  yaralanma olur. Femur boyun kırıkları ve 12 saatten uzun süre redükte edilmeyen kalça çıkıkları sonrası %50’ye varan oranlarda avasküler nekroz geliştiği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Travmatik nedenler olmadan gelişen femur başı avasküler nekrozunun patolojik gelişimi net olarak bilinmemekle birlikte, steroid, alkol kullanımı ve hemoglobinopati ile avasküler nekroz arasında bir ilişki olduğu düşünülmektedir.

Femur başı avasküler nekrozunda  hastalık  İki taraflı tutulum oranının %50’nin üzerinde olduğu bilinmektedir. Hastalığın başlangıç dönemi genellikle semptomsuzdur.

Sonraki dönemlerde hastalarda görülen tek semptom ağrıdır. Ağrı genellikle kasık bölgesinde, nadiren de trokanter üzerinde veya gluteal bölgede hissedilir. Bu aşamada eklem hareketleri korunmuştur.

Hastalığın ilerleyen dönemlerinde  hastanın ağrısının belli hareketlerle daha da belirginleştiği ve özellikle iç rotasyonun kısıtlandığı görülür. Hastalığın son dönemlerine kadar eklem kıkırdağı ve asetabulum korunur. Ancak eklem kıkırdağının bozulmasıyla birlikte hareketlerde “klik” sesi şikayeti başlar ki, bu durumun, eklem içi serbest fragman varlığına bağlı olduğu düşünülür ve kireçlenme ilerledikçe  ağrının şiddeti belirgin şekilde artar, eklem hareketleri de ileri düzeyde bozulur.

Tanı:

Femur başında vasküler yetersizliğinin başladığı dönemde herhangi bir radyolojik değişiklik söz konusu değildir. Manyetik rezonans görüntüleme, femur başı avasküler nekrozu tanısında en iyi  tanı yöntemi olarak kabul edilmektedir.

Tedavi:

– Hastanın asemptomatik, direkt grafisinin normal, MRG’sinin pozitif olduğu durumlarda; Hasta istırahatta ve ilaçla  izlenmelidir.

– Hastanın semptomatik, MRG’nin pozitif olduğu çökme öncesi dönemde; kor dekompresyon ve damarlı veya damarsız kemik grefti,

– Çökmenin 2 mm’den az olduğu durumlarda; damarlı kemik grefti veya osteotomi,

– Çökmenin 2 mm’den fazla olduğu durumlarda; femoral yüzey değiştirme girişimleri veya parsiyel artroplasti,

– Asetabuler tutulumun olduğu durumlarda; total kalça artroplastisi, sıklıkla tercih edilen ve uygulanan tedavi prosedürleridir.